BİLGİN AKBAL
|
17 Eylül 2026 - 13:57
BİLGİN AKBAL Ekonomik Büyüme ve Gelir Dağılımı İlkemiz 2013 yılında... Cumhuriyetimizin 100. Yılı olan 2023 yılı hedefleri için kişi başı milli geliri 25.000,- Dolara, İhracatımız 500 Milyar Dolara ve Elektrik Üretimini ise 500 Milyar kWh saate çıkarmak hedeflerini koymasına karşın;
2013 yılında kişi başı milli gelir 12.620 Dolardan 2025 yılında 18.103 Dolara çıkmasına karşın ülkemizde yaşam şartları her geçen gün daha da artmakta ve haber bültenlerinde çarşı ve pazardaki fiyatlarda artışları da her bültende işlenmektedir. Bu noktada aşağıdaki tabloda görüleceği üzere yıllara göre kişi başı milli geliri, 1 yıllık “Asgari Ücrete”, “Medyan Gelire” (Medyan Gelir hiç geliri olmayandan en zengine kadari bütün ülke vatandaşlarının elde ettikleri gelire göre sıralandığında tam ortada yer alan vatandaşın elde ettiği gelir olarak bilirlenmektedir.) ve “Yoksulluk Gelirine” (Yoksulluk Geliri; Medyan gelirin yüzde 60’ına kadar gelir elde edenleri kapsamaktadır.) oranlarına bakıldığında;
Tarımda başta GAP olmak üzere sulama projeleri ve Sanayide maalesef plansızlık, enflasyon, döviz kurunun baskılanması, faizin yüksek olması, yanlış eğitim politikaları, imalat sanayinde teknoloji ağırlıklı ar-ge’ye, verimliliğe, otomasyona, dijitalleşmeye önem veren katma değerli üretim konusunda rekabetçi imalat sanayi olmadığından emekte de değer yaratılamamaktadır. Bunun sonucu olarak emekte yaşanabilecek gelirden yoksun kalmaktadır. Tarımda ve Hayvancılıkta ülke içi üretimin yetersizliği, enerjide ve İmalat sanayi girdisinin %70 civarında dışa bağımlı olmamızdan ötürü ülkemiz çok ciddi dış ticaret açığı vermektedir. Yüksek döviz bazlı alım garantili uluslararası anlaşmalarla yaptırılan iletim hatları, bedava yer imkanları enerji santralları, Hasta garantili Şehir Hastaneleri, Yolcu garantili Havalimanları, taşıt geçişi garantili Otoyollar ve köprüler gibi uzun yıllarda işletme hakkı döviz garantili yaptırılan Yap İşlet Devret projeleri ile kamu çok ciddi yük getirmektedir. Artan vergilerle bu açıklar kapatılamamakta ve ülkemizde varlık satışlar, madenlerin işletme haklarının devirleri ile finansman yaratılması çalışılması sorunlarımızı daha da artıracaktır. Cumhuriyet öncesi kapitilasyon anlaşmaları gibi ”Yap İşlet Devret” Projeleri yerine; Turgut Özal’ın Başbakanlığında 1984 yılında Boğaziçi Köprüsü'nün mülkiyeti satılmamış, geçiş gelirlerinden pay sağlamak amacıyla 3 yıl ve 5 yıl vadelerle Gelir ortaklığı senetleri ile toplanan paralar “kamu yatırımlarının finansmanı amacıyla” bir fonda biriktiriliyor, başta Fatih Sultan Mehmet Köprüsü olmak üzere fonda toplanan paranın en az yüzde 15’i de Doğu kalkınması olmak üzere diğer büyük kamu ve altyapı yatırımlarının finansmanında kullanılmış ve borçları da zamanda ödenmiştir. Diğer taraftan kamunun ciddi şekilde tasarrufa gitmesi gerekmektedir. 2024 Yılı sonun Cumhurbaşkanımız Kabine toplantısı sonrası belediyelerin devlete olan yüksek borçlarının tahsili için Bakanlarımıza görev vermemesinin sonucu geçtiğimiz Haziran ayında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Vekilinin Sivil Toplum Kuruluşlarının temsilcileri Belediyenin Meclis salonunda toplayarak şehre ilişkin sorunlu konulara çözüm önerilerini sunmalarını talep etti. Her bir öneriyi dikkatle inceleyip katılımcılarla temas kurularak önerilerin hayata geçirilmesi için gerekli çalışmaları yapıp sonuçlandıracakları bildirerek; çok ciddi verimlik çalışması ile İstanbul Belediyesinin Devlete günü geçen hiçbir borcunun olmadığını, hizmet aldıkları kuruluşlara da 45 günde ödemelerini muntazam yaptıklarını belirttiler.
X
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen ziyaretçilere aittir.
X
Makaleye hiç yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.
FOTO GALERİ SON DAKİKA HABERLERİ
|