Engel Sepeti Değil, Hayatın İçinde Bir İnsan
Bir beyin kanamasıyla değişti hayatım.
Sağ çıktım, evet… Ama hasarlarla.
Görme engelli olarak.
Yürüme engelli olarak.
Sol tarafımı tam hissedemeyerek…
Üstelik kanama öncesi solaktım.
Uzun süre yoğun bakımda kaldım.
Bacaklarım güçsüzleşti.
Kaslarım beni yeniden öğrenmek zorunda bıraktı.
Evde sandalye kullanmıyorum. Kendi alanımda bastonsuz, yardımsız yürüyebiliyorum.
Ama dışarısı başka bir hikâye. Ya birinin elini tutuyorum ya da sandalyeyle ulaşıyorum gitmek istediğim yere.
Beyaz Baston ve Korku
Beyaz baston bir özgürlük sembolü denir.
Benim için ise önce korkunun adı oldu.
Aşırı derecedeki yere düşme korkum nedeniyle beyaz baston kullanmayı öğrenemedim.
Tek bir engelim olsaydı belki daha kolay olurdu.
Ama görme engeli, yürüme engeli, vücudu kısmen hissedememe…
Bazen insan kendini “engel sepeti” gibi hissediyor.
Oysa ben bir sepet değilim.
Ben hâlâ hayata tutunan bir insanım.
Almanya’da görme engellilere “körler antrenörü” desteği veriliyor. Devlet, bağımsız yaşayabilmeleri için profesyonel eğitim sunuyor. İmkân var. Sistem var.
Ama insanın içindeki düşme korkusunu yenmek, en zor eğitim.
Küçük Bir Hatırlatma
Bu yazıyı okuyanlardan küçük bir ricam var:
Eğer engelli değilseniz, herkesin bir engelli adayı olduğunu unutmayın.
Hayat bir saniyede yön değiştirebilir.
Bugün hızlı yürüyen yarın yavaşlayabilir.
Bugün gören yarın göremeyebilir.
Birine yol verirken sabırlı olun.
Bir baston gördüğünüzde bakışınızı yumuşatın.
Bir sandalyeyi gördüğünüzde acımayın, saygı duyun.
Belki bir gün beyaz bastonla barışırım.
Belki korkumla uzlaşırım.
Ama şunu biliyorum:
Engel insanın değerini azaltmaz.
İnsan, her hâliyle insandır.