Anasayfa
RENKLERİN GÖRDÜĞÜ YERDEN BAKMAK
Aydın Öztek
18 Subat 2026

Bu satırları Almanya’nın Berlin şehrinden yazıyorum. Ama aslında yazdıklarım, coğrafyaların çok ötesine; insanın iç dünyasına, direncine ve yeniden doğuşuna uzanıyor.

2009 yılında hayatımın yönü bir anda değişti. Oldukça büyük bir beyin kanaması geçirdim. O gün, yalnızca sağlığımı değil, görme yetimi de kaybettim. Oysa o günlerde Galatasaray Üniversitesi Radyo, Televizyon ve Sinema bölümünde son sınıf öğrencisiydim. Hayallerim vardı. Kameralar, mikrofonlar, senaryolar… Mezuniyete bir adım kalmıştı.

Sonra hayat kendi senaryosunu yazdı.

Engelli hale geldikten sonra çalışamaz duruma geldim. İnsan bazen kaybın büyüklüğünü kelimelere dökemiyor. Üzüntüm, sessizliğimden daha büyüktü. İşte tam o günlerde abim, hayatımın yönünü değiştirecek bir cümle kurdu: “Resim yapmayı dene.”

Renklerin İç Sesi

2020 yılında resim yapmaya başladım.

Belki dışarıdan bakıldığında bu bir hobi gibi görünebilir. Ama benim için resim, yeniden hayata tutunmanın yolu oldu. Görmeden renkleri düşünmek, renkleri hissetmek, renkleri bir araya getirmek… Bu, bir tür içsel görme biçimi.

Renkleri genelde kendi zevkime göre eşleştiriyorum. Açık renkleri koyu renklerle buluşturuyorum. Gök mavisi ile bataklık mavisini… Limon sarısı ile yanık kahverengisini…

Evet, bazen bu zıtlık gözü yorabilir. Ama ben o yorgunlukta bir dinamizm görüyorum. Çünkü hayat da öyle değil mi? Acıyla sevinç yan yana. Karanlıkla aydınlık iç içe.

Yapılan renk eşleştirmeleri görecelidir. Yanlışı da yoktur, mutlak doğrusu da. Sanat biraz da cesarettir. Ben renkleri, başkasının doğrularına göre değil; kendi iç sesime göre eşleştiriyorum.

Bazen de birbirine yakın tonları kullanıyorum. Göz yorulmasın diye değil sadece… İçim dinginse, renkler de sakinleşiyor.

Ruh Halimin Paleti

Renk seçimlerim ruh halime göre değişiyor.

Mutluyken metalik, açık, neon ve “cart” denilen canlı renkler tercih ediyorum. Coşkulu, enerjik, hatta biraz taşkın tonlar… Çünkü içimde bir ışık yanıyorsa, tuvale de yansımalı.

Mutsuzken ise soluk, mat, parlak olmayan renkler seçiyorum. Sanki içimdeki sis, resmin üzerine çöküyor. Ama biliyor musunuz? O resimler de en az diğerleri kadar gerçek. Çünkü insan yalnızca neşesiyle değil, hüznüyle de bütündür.

Yazmak, Üretmek ve Var Olmak

Ben bugün resim yapıyorum. Başkası yazabilir, bir başkası müzikle konuşabilir. Önemli olan üretmek. Çünkü insan ürettiği sürece hayata karşı “buradayım” der.

Engel dediğimiz şey bazen bedenimizde olur, bazen zihnimizde. Ama umut, hiçbir zaman engelli değildir.

Resimlerimi Instagram’da herzliche.bilder sayfasında paylaşıyorum. Sorularınız için e-posta adresim: [email protected]. İçtenlikle cevaplayacağıma emin olabilirsiniz. Çünkü sanat, tek başına yapılan bir şey değil; paylaşıldıkça çoğalan bir yolculuk.

Berlin’den hepinize sevgiler ve saygılar gönderiyorum.

Belki gözlerim görmüyor. Ama renklerin içimde açtığı pencereler hâlâ ışık alıyor.

Ve ben o ışıkla resim yapmaya devam ediyorum.